• industriAll global
  • industriAll europe
  • Retun See
  • Petrol-İş Kadın Dergisi
Belgesel: Petrol-İş Tarihi

Walton Pantland / IndustriALL İletişim Uzmanı

Türkiye'de sendikalar: safları koruma mücadelesi

17.06.2016

Araba üreticisi Renault Şubat 2016'da Bursa'daki fabrikasında sendika seçmek üzere yapılacak oylamayı iptal edip işçileri işten atınca, IndustriALL Küresel Sendika üyesi Birleşik Metal-İş eyleme geçti. Sendika üyelerini savunmak için üretimi durdurdu ve barışçıl bir gösteri örgütledi. Şirketin çağırdığı polis sendikayı işyerinden söküp atmak amacıyla şiddet kullandı.
Renault IndustriALL ile küresel bir çerçeve sözleşme imzalamış olmasına rağmen, şirketin Bursa yönetimi işyerindeki sendikalaşmayı her ne pahasına olursa olsun kırmaya kararlı görünüyordu.
Böylesi bir şiddet Türkiye'de sıradışı bir şey değil; işverenler şiddetin, gözdağının, yasadışı işten atmaların ve öbür sinsi taktiklerin yabancısı değiller. Sendikalar ise bunu sineye çekmiyor. Son Renault uyuşmazlığı ülkedeki çalışma ilişkilerinin gergin ve zaman zaman şiddet içeren atmosferini gözler önüne seriyor.
Türkiye'de sendikalar giderek zorlaşan koşullarda çetin bir mücadeleyle karşı karşıya. 1970'lerde güçlü ve mücadeleci bir dönemden sonra, 1980'deki askeri darbe sendikalar için ağır bir baskı dönemine yol açtı. Askeri yönetim sendikalaşmayı engellemek için yeni iş yasaları getirdi, DİSK ve ona üye sendikalar yasaklandı ve yöneticileri tutuklandı. DİSK'e getirilen yasak 1992'ye kadar sürdü.
AKP 2002'de iktidara geldi. 2012'de askeri yönetimin eski yasalarının yerine çıkarılan yeni sendika ve toplu sözleşme yasası ise hâlâ ILO standartlarının çok altında.
Bu baskı sonucunda, özel sektördeki sendikalı işçi oranı yüzde üçe düştü. Türkiye'de işçiler ağır bir sömürü ve ihlalle karşı karşıya.

Türkiye'ye güçlü sendikalar gerekiyor

 

2014'te Soma'da 301 kömür madeni işçisinin ölümüyle sonuçlanan iş cinayeti, Türkiye'ye neden güçlü sendikalar gerektiğinin en açık kanıtıdır. Soma madeni bir ölüm kapanıydı ve kaza önlenebilirdi. Bu iş cinayeti kâr hırsının, ehliyetsizliğin ve yolsuzluğun trajik bir şekilde birleşmesiyle gerçekleşti. Maden devlete aitti, ama özel bir şirketçe işletiliyordu, Bu tür bir özelleştirme modeli maden şirketinin iş güvenliğinden önce kâra odaklanmasına yol açıyordu. Devlet ise ihlallere göz yumuyordu.
Ölüm ve yıkım yetmiyormuş gibi, üstüne üstlük bir de 2.800 maden işçisi cep telefonu mesajıyla işten atıldı ve IndustriALL üyesi Maden-İş ciddi bir mücadele vermek zorunda kaldı.Ama Soma faciası buzdağının sadece görünen ucuydu: Türkiye'de madenlerde 2000 yılından beri 1.500 ölüm olayı meydana gelmişti ve sendikalar maden güvenliğiyle ilgili

ILO sözleşmesini onaylaması için hükümete büyük bir baskı uyguluyordu. 176 sayılı ILO sözleşmenin uygulanmasını sağlamak için sendikaların serbestçe faaliyet gösterebilmesi, işçilerin ise güvenlik sorunlarını bildirebilmesi ve tehlikeli çalışmayı reddedebilmesi gerekiyor.
Türkiye dünyanın en büyük tekstil üreticilerinden biridir. Küçük tedarikçi firmaların yaygın olduğu sektörde yeterli bir düzenleme ve denetim yoktur. Tekstil işçilerinin büyük bölümü ayda 1.647 lira (570 dolar) asgari ücret almaktadır. Bu ise Türkiye'de geçim ücretinin çok altındadır. Birçok işçi kayıt dışıdır, sömürüye açıktır ve yasal asgari ücreti bile almamaktadır. Çocuk işçiliği vardır.
Birçok tanınmış marka (Hugo Boss, Mulberry, Benetton, Ermenegildo Zegna ve Prada) Türkiye'deki tedarikçi firmaları kullanmaktadır. Ama bu markalar da emek sömürüsüne göz yummaktadır: İzmir'de Hugo Boss'a giysi üreten işçiler geçim ücretinin çok altında ücret alıyordu ve Teksif sendikasında örgütlendikleri için işten atıldılar.
Perakende fiyatı bin doları bulan lüks Mulberry çantalarını üreten işçiler Deriteks sendikasında örgütlendikleri için işten atıldılar. IndustriALL işçileri desteklemek için markaya karşı uluslararası bir kampanya başlattı ve Türkiye'deki tedarikçi firma sendikayı tanımak zorunda kaldı. 
Bölgesel çatışma ve mültecilerin sömürüsü
Türkiye insani bir krizin ön saflarında yer alıyor. Suriye'deki içsavaş iki milyondan fazla mültecinin akınına yol açtı. Bunların yaklaşık 400.000'i Türkiye'de özellikle tarım, inşaat ve tekstil sektörlerinde çalışıyor. 
Mülteciler sömürüye açık. Sendikaların ve sivil toplumun baskısı sonucunda Türkiye'deki iş yasasında yapılan bir değişiklik bazı mültecilerin yasal olarak çalışmasına olanak sağladı. IndustriALL ile hazır giyim devleri Inditex ve H&M arasında bağıtlanan küresel çerçeve sözleşmeler de mültecilere adil davranılması sağlamak için tedarikçi firmalara baskı yapılabileceği anlamına geliyor.
Suriye'deki içsavaşın etkisi altındaki Türkiye savaşa ciddi biçimde müdahalede bulundu. İslamcı hareket IŞİD Türkiye'deki bölünmelerden yararlanarak özellikle laik, demokratik ve ilerici güçlere yönelik bombalı saldırılar düzenlemeye başladı.

 

TÜRKİYE'DE INDUSTRIALL KÜRESEL SENDİKA
INDUSTRIALL'A TÜRKİYE'DEN ÜÇ AYRI KONFEDERASYONA BAĞLI 19 SENDİKA ÜYE

Aşılamaz toplu sözleşme yetki barajları
Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu toplu sözleşme yetkisi için barajlar öngörüyor. İşyeri düzeyinde toplu sözleşme imzalamak isteyen bir sendikanın o işkolundaki işçilerin tümünün en az yüzde 1'ini örgütlemesi gerekiyor.
Ayrıca işyeri düzeyinde yüzde 50, birden fazla işyerinden oluşan işletmeler için de yüzde 40 baraj söz konusu.
Yasaya göre, işverenler, ilgili sendikanın yeterli çoğunluğa sahip olmadığını öne sürerek kolaylıkla iş mahkemesine itiraz edebiliyor. Türkiye'de işverenlerin işyerindeki sendikadan kurtulmak ya da hiç değilse toplu sözleşme sürecini sürüncemeye sokmak için bu yola başvurması yaygın bir uygulamadır.
Mahkemelerde yıllarca süren davalar sendikaların serbestçe ve etkin bir şekilde faaliyet göstermesini engelliyor ve toplu sözleşme hakkı dahil, temel sendikal hakların özünü zedeliyor.

SENDİKA ÖZGÜRLÜĞÜ TEHDİT ALTINDA

Türkiye sendika özgürlüğüyle ve örgütlenme hakkının korunmasıyla ilgili ILO sözleşmelerini onaylamış olmasına rağmen, temel sendikal haklar baskı altında.
“Çalışanlar ekonomik ve sosyal hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendika kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.”
Ceza yasasına göre ise çalışma özgürlüğünün ihlali ve sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suç sayılmıştır. Ne var ki gerçek farklıdır. 
2015'te yapılan bir kurum araştırmasına göre, haklarını savunmak için eylem yapmaları nedeniyle 4.362 işçi işten atıldı ve 1.116 sendikal eylem gerçekleştirildi. Araştırma raporu, sendikalaşma nedeniyle 2.258 işçinin ve eylem nedeniyle 2.104 işçinin işten atıldığını vurguluyor.
Aşağıdaki çizelge işyerlerinde sendikaların örgütlediği eylemlerin sayısını gösteriyor.

Grev hakkı sadece kâğıt üzerinde

Türkiye'de sendikalar ve toplu iş sözleşmesiyle ilgili yasa, “kamu sağlığına ya da ulusal güvenliğe zarar verecek” yasal grevlerin 60 gün süreyle ertelenebileceğini öngörüyor.
Yasadaki bir başka hükme göre ise: “Erteleme süresinin uyuşmazlıkla sonuçlanması halinde, sürenin bitiminden itibaren taraflardan birinin altı işgünü içinde yapacağı başvuru üzerine uyuşmazlığı Yüksek Hakem Kurulu çözer. Aksi halde sendikanın yetkisi düşer.”
Aslında, 60 günlük süreden sonra grevi sürdürmek olanaksız olduğu için, erteleme bir yasaklamadır.
Yeni saldırılar: işçi simsarları devrede
Türkiye'de hükümetin parlamentoya sunduğu bir yasa tasarısı, özel istihdam bürolarına değişik sektörlerde işçi kiralama hakkı tanıyor. Meclisten geçtiği takdirde, güvencesiz istihdam sözleşmelerinin yaygın kullanımına olanak veren yeni yasa işgücü piyasasında büyük bir değişikliğe yol açacak.
Tasarı şirketlerin belli koşullarda toplam işçi sayısının belli bir oranında kiralık işçi kullanmasına olanak sağlıyor. Sendikalar, bunun, işverenlerin üretim sisteminde her zaman “işletmenin iş hacminde beklenmedik artış” ya da “dönemsel iş artışları” olduğu bahanesine yaslanarak aşırı ölçüde kiralık işçi kullanmasına yol açacağını söylüyor.
 

Güvencesiz çalışmaya karşı mücadele

IndustriALL üyesi Lastik-İş, uzun bir mücadeleden sonra, çokuluslu lastik üreticisi Bridgestone, Pirelli ve Goodyear'ı binlerce taşeron işçisini sürekli işçi kadrosuna geçirmeye ikna etti.
Sürekli işçilere oranla ücretlerin daha düşük ve çalışma koşullarının daha kötü olduğu taşeron işçiliği, sendikalı işçi oranlarına, toplu pazarlığa ve sürekli işçilerle taşeron işçileri arasındaki dayanışmaya yönelik büyük bir tehdittir.
IndustriALL'un bir başka üyesi DİSK-Tekstil ise Amerikalı bir ambalaj şirketi olan Greif Enterprises'da şirketle bağıtladığı sözleşmeyle, 1.200'den fazla taşeron işçisini sürekli statüye geçirmek suretiyle önemli bir kazanım elde etti.
Hugo Boss – lüks marka, döküntü işveren
Hugo Boss İzmir'deki en önemli fabrikasında sendikal örgütlenmeye her türlü engeli çıkardı. Şirket yönetimi örgütlenmeye öncülük eden işçileri acımasızca işten atmaktan Yargıtay'ca suçlu bulundu.
IndustriALL üyesi Teksif, Hugo Boss işçilerini üç yıldır örgütlemeye çalışıyor. Büyük çoğunluğu uzun iş saatleri çalışan, keyfi fazla mesai yapmak zorunda kalan ve sosyal haklardan yoksun olan, buna karşılık yoksulluk sınırının altında ücret alan işçiler geçim ücreti kazanmak ve işyerinde söz sahibi olmak istiyorlar.
Hugo Boss küresel işletmelerinde uluslararası çalışma standartlarını uyguladığını kamuoyunda iddia ederken, İzmir'de 3.000 işçinin temel haklarını çiğniyor.
Sendikayı destekleyenler, onların aileleri ve yakın arkadaşları tehditlerin, cezaların ve işten atmaların hedefi haline getiriliyor. 2011 ila 2014 yılları arasında yasadışı 20 işten çıkarma olayını kanıtlamak çok uzun süren bir mahkeme süreci gerektirdi, ayrıca 8 kişinin dosyası halen mahkemede karar aşamasında bekliyor. Her ne kadar Yargıtay, işçilerin Hugo Boss tarafından sendika üyeliği nedeniyle işten çıkarıldıklarına ve işe iadelerine karar vermişse de şirket yönetimi yasalarda açık bulunan bir seçenekten yararlanarak iade yerine işçilere ek tazminat ödemeyi tercih etti.
İhlaller sürüyor ve şirket yönetimi sendikayı destekleyen işçileri işten atmaya devam ediyor.

Otomotiv tedarikçisi işçiler için uluslararası dayanışma

IndustriALL üyesi Petrol-İş, Türkiye'deki Standard Profil'de işçileri temsil eden sendika olarak yetki aldı ve dört yıl süren bir örgütlenme kampanyasından sonra toplu sözleşme görüşmelerine başlayabildi. 
Standard Profil --Audi, BMW, Citroën, Daimler, Fiat, Ford, GM, Mercedes, Nissan ve Opel gibi-- büyük otomotiv üreticilerine sızdırmazlık sistemleri üreten Türkiye merkezli bir çokuluslu tedarikçi firmadır.
Sendika, Standard Profil'in Düzce ve Bursa'daki fabrikalarından 2.300 işçinin yüzde 50'sinden fazlasını örgütleyerek yasal yetkiyi aldı.
Ne var ki şirket, örgütlenme aşamasında işçilerin meşru haklarını kullanmasını engellemek amacıyla sendikanın yetkisine itirazlarda bulundu ve Düzce fabrikasında sendika aktivistlerini işten attı.

 

Genel Başkanımız Ali Ufuk Yaşar, üyelerimize yönelik bir mesaj yayınladı.

Değerli üyelerimiz, Sendikal mücadelemizi ve faaliyetlerimizi ülkemiz oldukça hassas günlerden geçerken sürdürüyor,  üyelerimizin hak ve menfaatlerini en yüksek seviyeye çıkarmak için çalışmaya devam ediyoruz. Zor koşullarda çalışanların haklarını korumak ve demokrasinin olmazsa olmazı olan “örgütlü toplum”un gereğini yerine getirmek için çaba gösteriyoruz. Yarın milli bayramlarımızdan 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı'nı tüm yurtta kutlayacağız. Bu vesileyle ülkemizi empery...
devamı