• industriAll global
  • industriAll europe
  • Retun See
  • Petrol-İş Kadın Dergisi
Belgesel: Petrol-İş Tarihi

01 Mayıs 2006 Mustafa Öztaşkın konuşma metni- Kadıköy

Dert varsa, derman da var. Eşitsizlik varsa adalette var. Karanlık varsa aydınlıkta var diyerek umutsuzluğa meydan okuyup, eşitliğin, adaletin ve özgürlüğün hakim olduğu yaşanası bir dünyayı kurmak için Kadıköy’de, Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanında emeğin bayramını kutlamak için bir araya gelenler, hepinizi Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) ve Petrol – İş Sendikası adına saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

01.05.2006

Dert varsa, derman da var. Eşitsizlik varsa adalette var. Karanlık varsa aydınlıkta var diyerek umutsuzluğa meydan okuyup, eşitliğin, adaletin ve özgürlüğün hakim olduğu yaşanası bir dünyayı kurmak için Kadıköy’de, Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanında emeğin bayramını kutlamak için bir araya gelenler, hepinizi Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) ve Petrol – İş Sendikası adına saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Değerli dostlar, Coğrafyamız küreselleşen sermayenin askeri hedefi olmaya devam ediyor.Irak’ın acısı ve işgali sürerken, coğrafyamız da savaş tamtamları yeniden çalmaya başladı.Şimdi komşumuz İran’a saldırı planları yapılıyor.Arkasından Suriye sıraya konulmak isteniyor. Böylece Büyük Ortadoğu Projesi adım adım hayata geçirilmek isteniyor. Eğer savaşa karşı çıkmazsak, komşularımıza yönelik saldırıları geri püskürtemezsek, zaten ABD’nin çıkarları doğrultusunda ekonomik, sosyal ve siyasal alanda yeniden yapılandırılan ülkemizin Büyük Ortadoğu Projesi gereğince savaş ve saldırı planları içine alınması kaçınılmazdır. Savaş sadece askeri cephede değil, özelleştirmeler yoluyla ekonomik cephede de devam ediyor. İşsizlik çığ gibi büyüyüp, yoksulluğu her geçen gün artırıyor. Siyasal, sosyal ve kültürel çözülmeyi derinleştiriyor. Toplumsal ayrışma keskinleşiyor. Okullardan spor sahalarına kadar, öfke ve şiddet toplumu kuşatıyor, Şemdinli’de bombalar patlıyor, Diyarbakır’da çocuklar okul çantası yerine, taş taşıyor. İktidar, freni patlamış kamyon gibi halkın üstüne gelmeye devam ediyor. Toplumsal barışı demokrasiyle değil, yeni terörle mücadele yasa tasarısında olduğu gibi baskı ve şiddetle sağlamaya çalışıyor. IMF’nin talimatlarıyla yıllarca mücadeleyle elde ettiğimiz kazanımlarımızı tek tek elimizden almaya çalışıyor. Ülkemizin en değerli varlıkları, şaibeli ihalelerle satılıyor. ihaleleri iptal eden yargı kararları uygulanmayarak hukuk devleti ayaklar altına alınıyor. Hukukun üstünlüğü ilkesi sermayenin üstünlüğü ilkesine dönüşüyor. Adalet sermayenin hakim araçları ile kuşatılıp, teslim alınmaya çalışılıyor. Sermayenin hukuku, sosyal adaletin yerine ikame ediliyor. Hayat, sermayenin elinde ucuzlaşıyor, yoksunlaşıyor ve soluyor. Eşitlik, refahta değil, yoksullukta sağlanıyor. Halk hayatın her alanında birbiriyle yarışmak zorunda kalan rakiplere dönüşüyor. Türkiye, birbirinin üzerine basarak batmamaya çalışan insanların yaşadığı bir ülke olma yolunda hızla ilerliyor. IMF’nin dayatmasıyla çıkarılan Sosyal Güvenlik Yasaları ile; emeklilik ve sağlık özelleştiriliyor, emekli maaşları düşüyor, prim gün sayısı artıyor, herkesten sigorta primi adı altında sağlık vergisi alınıyor. Artık sağlığımız ve sosyal güvenliğimiz piyasanın acımasız rekabet koşullarına terk ediliyor. Halkın yaşam koşulları her geçen gün daha da kötüleşiyor. Umutsuzluk, karamsarlık ve kaos ülkemizin her yanını adım adım kaplıyor. İşte bugün buradan, bir mayıs alanından, sorunlarımızın çözümsüz ve hiç birimizin yalnız olmadığını göstermek zorundayız. Omuz omuza, yürek yüreğe, onar onar, yüzer yüzer çoğalmak zorundayız. Örgütlenmek ve hayatı değiştirmek zorundayız. Korku dağlarını aşıp, cesaret ırmağında yıkanmak zorundayız. Yaşamı her gün yeniden ve yeniden ürettiğimiz gibi, geleceğimizi de ellerimiz ve bilincimizle bugünden örmek zorundayız. Kazanılmış haklarımızı gasp eden, sosyal devleti ortadan kaldırmak isteyenlerden, yaşamı çekilmez hale getirenlerden, toplumsal barışı baltalayanlardan, insanlarımızı umutsuzluğa, ülkemizi kaosa sürüklemek isteyenlerden hesap sormalıyız. Kendimize, ABD’nin yanı başında IMF ve Dünya Bankasına yani, emperyalizme karşı direnen Venezüella’yı, Bolivya’yı, Küba’yı örnek almalıyız. Fransa’daki gibi işçilerle, gençlerle toplumsal direnişi gerçekleştirmeliyiz. Yaklaşan seçimlerde barış ve demokrasi güçleri ile birlikte, emeğin insiyatifini ortaya koyarak iktidardan hesap sormalıyız. Siyasette gücümüzü ve etkinliğimizi ortaya koyarak belirleyici olmalıyız. Geleceğimizi kendi ellerimizle kurmalıyız. Sevgili dostlar, Üstümüzdeki sorumluluğu tekrar hatırlatmak için sözlerimi bir mayıs marşının o anlamlı iki dizesini hatırlatarak bitirmek istiyorum. “Vermeyin insana izin Susması ve kanması için Hakkını alması için Kitleyi bilinçlendirin Bizlerin ellerindedir Gelen ışıklı günler..” Tüm emekçilerin, 1 mayıs bayramını tüm içtenliğimle kutluyor, ışıklı günlere yaklaşmanın umudu ile hepinizi selamlıyorum.

Petrol-İş Sendikası Mustafa Öztaşkın Genel Başkan