'TÜPRAŞ vatandır'' sözcüğü son iki senedir TÜPRAŞ tesislerinin özelleştirilmesine karşı duran petrol-kimya işçilerinin ve onlara destek veren yüz binlerce yurtseverin dilinden düşmüyor. Bu sözcüğün sadece ''hamasi'' bir slogandan ibaret olmadığını, TÜPRAŞ'ın gerçekten de ulusal ekonominin can damarını oluşturduğunu bu yazıda örneklerle yinelemek ihtiyacı duyuyorum.
Türkiye'de kimileri özelleştirmelere karşı çıkar, kimileri satmaya kalkar. Karşı çıkanlar halkımızın bilgilendirilmesini ister ama, nedense sesleri hep cılız çıkar.
Ülkemizdeki kamu mallarının gerçek sahipleri geçmişte ödemiş oldukları vergiler ve kamu tüzel kişiliğine terk ettikleri maddi-manevi varlıkları ile bu ülkenin belki artık aramızda olmayan yurttaşlarıdır. Bir ülkenin zenginliğinde geçmişte yapılan kişisel ve toplumsal fedakarlıklar vardır.
İstanbul Atatürk Havaalanı İç ve Dış Hatlar’ın 15.5 yıllık kiralanması için açılan ihaleye en yüksek teklifi TAV verdi... Tam 2.5 milyar dolar... KDV ile birlikte 2 milyar 950 milyon dolar...
Etiyopyalı Elvan, ay yıldızlı formanın başarısı için koşunca, pek çok kişi "Türk değilse, bu nasıl milli?" diye ayağa kalkıyor. Erdemir yabancıya satılıyor, tık yok. Eurovision'a İngilizce şarkı ile katılmamıza, "Türkçe'nin suyu mu çıktı?" diye itiraz ediliyor.
Tepe - Akfen - VİA (Viyana Havaalanı'nın İşletmecisi) bir araya gelip TAV'ı kurduklarında, Turgut Özal'ın dünya ekonomi literatürüne soktuğu Yap - İşlet - Devret (YİD) modeli de ilk uygulamayla, 'hayatiyet' buldu.
Başlığa sığmayan cümleleri aşağıda tekrarlamak zorunluluğu ortaya çıkıyor: Tüpraş'ta blok satış rezaleti. Nasıl mı? Petrol-İş Sendikası yüzde 14.76'lık payın İMKB'de toptan satışının iptali için dava açıyor ve bu dava SPK'dan gelen cevap doğrultusunda daha ilginç bir noktaya taşınıyor, işte detayları.
Kamuoyunun uyanık bilinci Cumhuriyet'in varlıklarının ucuza gitmesini engelleyecek en önemli faktör. Geçen hafta yapılan İstanbul Atatürk Havalimanı İhalesi tahminlerin üstünde bir bedelle sonuçlandı.
Şurası su götürmez bir gerçek ki, Türkiye artık halkın çıkarları doğrultusunda içeriden yönetilmemektedir. Dış çevreler, Türkiye’nin aşırı borçlu durumundan yararlanarak, tam bir çakal sürüsü gibi, Türkiye’nin üzerine çullanarak, çıkar sağlamaya çalışmaktalar.