• industriAll global
  • industriAll europe
  • Retun See
  • Petrol-İş Kadın Dergisi
Belgesel: Petrol-İş Tarihi

MESAJ

Genel Başkanımızdan 8 Mart Mesajı

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN!

07.03.2019

Tarihte kadın emekçilerin, 8 saatlik işgünü, adil ücret ve daha iyi koşullarda çalışma talebi ile verdikleri mücadelelerin sonucunda kutlanmaya başlanan 8 Mart, bu tarihsel anlamına uygun biçimde kadınların hayatın her alanında karşı karşıya kaldığı sorunların çözümü için bir mücadele günü olarak görülmelidir.

Dünyada ve ülkemizde kadınlar hem çalışma yaşamında hem de toplumsal hayatta çeşitli eşitsizlikler ve ayrımcılığa maruz kalmakta, şiddet görmekte ve haksızlıklara uğramaktadır. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yansımalarına her alanda tanık olmaktayız.

Kadınların özellikle çalışma hayatında uğradığı ayrımcılık, sömürünün arttırılması ve emeğin örgütsüzleştirilmesi açısından başlıca araçlardan birisi haline gelmiştir. Kadınlar, çalışma hayatında birçok zorluk yaşamakta, ayrımcılığa uğramakta ve mobbing uygulamalarına maruz kalmaktadır.

Kadın işgücü içerisinde işsizlik oranı erkeklere göre daha yüksektir. Kadın emeğinin kayıtdışılığı daha yaygındır. İşyerlerinde işten çıkarılanlar gençlerle birlikte öncelikle kadınlar olmaktadır.

ILO'nun geçtiğimiz aylarda yayımladığı araştırmaya göre, küresel ölçekte kadınlar erkeklere göre yaklaşık yüzde 20 daha az ücret almaktadır. Türkiye'de bu oran yüzde 12 dolayındadır. Tahmin edilenin ötesinde, kadın-erkek arasındaki ücret eşitsizliği sadece az gelişmiş ülkelerde değil gelişmiş ülkelerde de mevcuttur. Yine ILO rakamlarına göre, İngiltere'de kadınlar erkeklerden ortalama yüzde 17, ABD'de yüzde 15, İspanya'da yüzde 14 ve Brezilya'da yüzde 26 daha az ücret almaktadır.

Kadınlar, demokrasinin gelişmiş olduğu ve kadın haklarının ileri olduğu iddia edilen gelişmiş ülkeler dahil dünyanın çeşitli ülkelerinde çalışma hayatının yanı sıra farklı alanlarda ciddi ayrımcılıklara uğramaktadır. İnsan hakları ve demokrasinin beşiği sayılan Avrupa’da, düşünce ve inançları sebebiyle tercih ettikleri giyim tarzlarından dolayı kadınlar ötekileştirilmekte ve toplumdan dışlanmaktadır.

Fransa ve Belçika’da çıkartılan yasalarla kadınların inanç özgürlükleri kısıtlanmakta, hapis ve para cezasıyla cezalandırılmaktadırlar.

Avrupa ülkeleri kadına şiddet konusunda da iyi bir noktada değiller. Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre kadına şiddette AB ülkeleri arasında, yüzde 52 ile ilk sırayı Danimarka çekiyor. Finlandiya’da bu oran yüzde 47, Hollanda’da yüzde 45, İngiltere ve Fransa’da yüzde 44 seviyelerindeyken, Türkiye’de ise yüzde 36 olarak ölçülmektedir. 

Son yıllarda gündemimizin önemli bir kısmını işgal eden Suriye’deki savaş ve bu savaşın getirdiği mağduriyetlere baktığımızda yine en fazla kadınların etkilendiğini görüyoruz. Bugüne kadar Suriye rejimi tarafından 13.500’ün üzerinde kadın hapsedildi ve bunların en az 7 bini hala hapishanelerde işkence görüyor, tecavüze uğruyor, türlü insanlık dışı eziyete maruz kalıyor. Savaştan kaçan mülteciler ise göç yollarında veya gittikleri ülkelerde fiziksel ve cinsel şiddete maruz kalıyorlar, çocukları ellerinden alınıyor, insan tacirleri veya organ mafyasının elinde alınıp satılıyorlar. 

Tüm dünyada çeşitli ayrımcılıklara maruz kalan kadınlar, ülkemizde de çeşitli sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. Kadınlar daha kötü koşullarda çalıştırılmakta, erkeklere göre güvencesiz işlerde ve düşük ücretle istihdam edilmektedir. Kadınların işgücüne katılımı erkeklere göre hayli azdır. Türkiye'de istihdamda yüzde 34 düzeyinde olan kayıtdışılık oranı, kadınlarda yüzde 41'e çıkmaktadır. Kadın işsizliği gerçekte yüzde 30'lara tırmanmaktadır, çalışmak isteyen her üç kadından birisi işsiz durumdadır.

Kadınlar, daha çok yarı-zamanlı ve esnek koşullarda istihdam edilmekte, güvencesiz işlerde çalışmaktadırlar. Bu nedenle, kadınlar arasında sendikalaşma oranı erkeklere göre daha düşüktür. Kadınlar, erkeklere göre daha fazla mobbinge uğramaktadır.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin çalışma hayatındaki bu görünümleri, ne yazık ki, toplumsal hayatın diğer alanlarında da farklı biçimlerde ortaya çıkmaktadır. Okur yazar olmayanlar içerisinde kadınların oranı, erkeklerin yaklaşık iki katıdır. Kadınların eğitim seviyesi, erkeklere göre daha düşüktür.

Kadınların karşı karşıya kaldığı bu eşitsizlikler, giderek yaygınlaşan kadınlara yönelik şiddet ile aynı toplumsal koşullardan beslenmektedir. 8 Mart'ta bir kez daha, kadına yönelik şiddete ve artan kadın cinayetlerine dur denmesi için tüm tedbirlerin alınmasını istiyoruz.

Kadınların güvenceli, sendikalı ve insan onuruna yaraşır bir şekilde çalışma hayatında var olmaları temennisiyle, tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.