• industriAll global
  • industriAll europe
  • Retun See
  • Petrol-İş Kadın Dergisi
Belgesel: Petrol-İş Tarihi

ŞUBE TEMSİLCİLER KURULU

Ankara Şubemizin Temsilciler Kurulu Yapıldı

Ankara Şubemizin 8. Temsilciler Kurulu, Genel Başkanımız Ali Ufuk Yaşar'ın katılımıyla gerçekleşti.

25.04.2017

Ankara  Şubemizin Temsilciler Kurulu toplantıs 25 Nisan Salı günü Ankara Şubemizde yapıldı. Genel Başkanımız  Ali Ufuk Yaşar'ın katılımıyla gerçekleşen toplantıda Ankara Şube Başkanımız Şuayip Gül, Başkan Yardımcılarımız Sabri Polat ve Baki Turhan ,Yönetim, Denetim, Disiplin Kurulu Üyeleri ve İşyeri Temsilcileri de yer aldı. Toplantının açılış konuşmasını Genel Başkanımız Ali Ufuk Yaşar yaptı.Toplantıda toplu iş sözleşmeleri görüşmelerine, işyerlerinde yaşanan sorunlara, ülke ve sendika gündemine dair değerlendirmeler yapıldı. Ardından Ankara Şube Başkanımız Şuayip Gül bir değerlendirme konuşması gerçekleştirdi.

Ankara Şube Başkanımız Şuayip Gül yaptığı açıklamanın tamamı aşagıda yer almaktadır:

Temsilciler Kurulunun Değerli Üyeleri,

Temsilciler Kurulumuzu ülkemizin yönetim sistemini değiştiren çok önemli bir referandum sürecinin hemen sonrasında, işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs'ın hemen öncesinde gerçekleştiriyoruz.

Türkiye'de son dönemde yaşanan gelişmeler, hem kendi hak ve kazanımlarımız hem de ülkemizin geleceği için işçi sınıfı ve emekçilerin mücadelesine daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir sürece işaret etmektedir.

Gün memleketimize, demokrasiye ve Cumhuriyetimize sahip çıkma günüdür.

16 Nisan'da yapılan referandumda halkımız, küçük bir oy farkıyla Anayasa değişikliklerine onay vermiştir. OHAL koşullarında gerçekleştirilen bu halk oylamasında %51'e - %49 gibi bir oranla  oy kullanmıştır.  Halkımızın verdiği karara saygı duyuyor, seçimler ve referandumların demokratik işleyişin vazgeçilmez unsurları olduğunun altını bir kez daha çiziyoruz.

16 Nisan akşam saatlerinden itibaren işveren örgütleri ve sermaye temsilcileri, arka arkaya açıklamalar yaparak hükümete ekonomik ve yapısal reformlara odaklanılması çağrısı yapmışlardır.

Sermayenin talep ettiği reformların arasında, kıdem tazminatının fona devredilmesi, özelleştirmelerin hızlandırılması, işverenlere kamu bütçesinden yeni teşvikler verilmesi, KİT'lerin yeniden yapılandırılması ve istihdamda esnekleşme gibi konuların olduğunu gayet iyi biliyoruz.

İşverenler, 16 Nisan'da kabul edilen Cumhurbaşkanlığı sistemiyle işçi sınıfına yönelik saldırıların daha hızlı ve yaygın bir şekilde yapılabileceğini hesap etmektedir. Daha 16 Nisan akşamı, işverenler tarafından yapılan reform çağrılarının nedeni budur.

İşçiler ve emekçiler, işverenlerin bu çağrılarına en güzel yanıtı 1 Mayıs'ta verecektir!

İşçi sınıfının 100 yılı aşkın bir süredir tüm dünyada birlik, mücadele ve dayanışma günü olarak kutladığı 1 Mayıs'ta, bu yıl sermayenin saldırılarına karşı çıkmak, hak ve kazanımlarımıza sahip çıktığımızı göstermek için alanlarda olacağız.
İşçi sınıfının ve emekçi kesimlerin sorunlarının had safhaya çıktığı günlerde kutlayacağımız 1 Mayıs'a, sorunlarımıza çözümlerin ve genel taleplerimizin dile getirileceği bir gün olarak bakıyoruz.
Tüm coşku ve kararlılığımızla, haklarımıza dönük yeni saldırılara karşı çıktığımızı haykıracak ve sesimizi yükselteceğiz.

İşçilerin ve sendikaların bu saldırılara karşı mücadele etmek ve örgütlülüğünü güçlendirmekten başka yolunun olmadığını biliyoruz. Bu mücadelemizin başarısı ise kuşkusuz, 1 Mayıs'ın ruhuna uygun bir şekilde birlik ve dayanışmadan geçmektedir.

Konfederasyonumuz Türk-İş, aldığı kararla bu yıl 1 Mayıs İşçi Bayramı'nı merkezi olarak Ankara'da kutlayacaktır. Bu karar doğrultusunda Ankara Şubemiz de ev sahibi olarak coşkulu ve kitlesel bir katılımla 1 Mayıs'ta yerini alacaktır.

1 Mayıs'ta kıdem tazminatı hakkımızın fon hesabına devredilmesi girişimlerine karşı çıkacağız. Bu düzenleme, işçi sınıfının ve sendikaların kırmızı çizgisidir.

1 Mayıs'ta geçici, güvencesiz, sendikasız, esnek ve düşük ücretli çalışmaya, iş cinayetlerinin artmasına karşı çıkacağız. Özel sektörde ve kamuda taşeron çalışmanın kaldırılmasını isteyeceğiz.

Emekçileri işsiz bırakan ve yoksullaştıran sermaye yanlısı talan politikalarına ve özelleştirmelere dur diyeceğiz. Türkiye Petrolleri, BOTAŞ’in Varlık Fonu'na devredilerek özelleştirilmek istenmesine itiraz edeceğiz.

İşçiyiz, emekçiyiz, onurumuzla ve insana yaraşır bir şekilde çalışmak istiyoruz. Tüm bölme ve parçalama girişimlerine karşı çalıştığımız kamu kuruluşlarına sonuna kadar sahip çıkacağız.

Değerli temsilciler, değerli arkadaşlar,

Şubemizin örgütlü olduğu Türkiye Petrolleri, BOTAŞ ve MKEK'te kamu sözleşme süreci, her bir işyerimizde yaşanan sıkıntı ve sorunların gölgesinde devam etmektedir. Kamu toplu iş sözleşme sürecini, her dönem olduğu gibi bu dönem de, üyelerimizin sorunlarını çözmek ve taleplerini gündeme getirmek üzere değerlendirme çabası içerisindeyiz. Sözleşme sürecinde üyelerimizin hak ve kazanımlarını arttırmak adına sendika olarak, gerek Çerçeve Protokol gerek de işyeri sözleşmelerinde etkili bir tavır geliştirme gayretindeyiz.

Bilindiği üzere, 5 Şubat 2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı gereğince, Hazine Müsteşarlığı uhdesindeki bazı kamu kuruluşları Türkiye Varlık Fonu'na devredilmiştir. Devredilen kamu kuruluşları içerisinde şubemizin örgütlü olduğu Türkiye Petrolleri ve BOTAŞ da yer almaktadır.

Varlık Fonu, kamu kuruluşlarında denetim mekanizmalarını zayıflaması, kamu istihdam güvencelerinin ortadan kalkması ve kamu kuruluşlarının ipotek altına alınması gibi çok sayıda sakınca taşımaktadır.

Bu devrin özelleştirme politikalarını hızlandırmasına ve devredilen kamu kuruluşlarının özelleştirme programına alınmasına ilişkin ciddi endişelerimiz bulunmaktadır.

Bu devir ile, stratejik petrol ve doğalgaz faaliyeti yürüten Türkiye Petrolleri ve BOTAŞ’ın küresel sermaye tehdidi altına girmesine asla izin vermeyeceğiz.

Varlık Fonu, bir yokluk ve özelleştirme fonuna dönüşmemelidir.

Türkiye ekonomisinin kaynak ihtiyacı, zor şartlar altında halkımızın birikimleriyle kurulmuş kamu varlıklarını satıp savarak değil emekten yana kapsamlı ve stratejik bir ekonomik planlamayla karşılanmalıdır.

Öte yandan, Varlık Fonu'na devredilen Türkiye Petrolleri'nde saha hizmetlerinin TPIC'e devredilmesi sürecinin referandumun ardından hızlanması beklenmektedir.

Petrol-İş olarak bu devre karşı çıktığımızı ve bu devirde ısrar edildiği takdirde üyelerimizin hak kaybı yaşamaması adına kararlı bir tavır geliştireceğimizi bir kez daha duyuruyoruz.

Stratejik kuruluşumuz Türkiye Petrolleri küçültülemez, ülkemizin ciddi dış tehditler altında olduğu bir süreçte entegre yapısı mutlaka korunmalıdır.

Diğer kamu kuruluşumuz BOTAŞ'ın yeniden yapılandırılması gündeminin Varlık Fonu'na devredilmesinin ardından hızlanması beklenmektedir. BOTAŞ'ın da parçalanarak ikiye bölünmesi söz konusudur. Tüm bu girişimlere karşı hem Genel Merkez hem de Şube olarak konunun takipçisi olduğumuzun altını çiziyor, BOTAŞ'a sahip çıkacağımızı ve zayıflatılmasına izin vermeyeceğimizi vurguluyoruz.

MKEK Barutsan Roket ve Patlayıcı Fabrikası'nda son iki yıldır giderek derinleşen sorunlar, çalışma barışını ortadan kaldırmıştır. Fabrikada güvenli çalışma olanağı kalmamıştır. Şubemizin en köklü işyerlerinden birisi olan fabrikada yaşanan sorunlar, Fabrika Yönetiminin sosyal diyalogu reddetmesi ve üyelerimizin ekonomik ve sendikal haklarını tanımayan tavırları nedeniyle giderek büyümektedir.

Fabrika Yöneticiler tarafından uygulanan mobbing had safhaya çıkmış, işçi sağlığı ve iş güvenliği eksiklikleri artmış, mesailerin ödenmesinde aksamalar başlamış, sendikal izinlerde keyfi ücret kesintileri yapılmış, garaj çalışanları için esnek çalışma uygulaması getirilmiştir.

Tüm bu sorunlarla birlikte fabrikada üretim aksamakta ve yönetsel sıkıntılar nedeniyle fabrika giderek atıl bir hale getirilmektedir.

Halkımızın birikimleri ile kurulan ve yıllardır çalışanların alınteri ve fedakarlıklarıyla ayakta duran Barutsan Roket ve Patlayıcı Fabrikası sahipsiz değildir! Bu doğrultuda, geçtiğimiz haftalarda bir dizi eylem düzenleyerek mesajımızı yönetime ilettik. Petrol-İş olarak fabrika yönetimini bir kez daha uyarıyor, sendika karşıtı tutumundan vazgeçmeye ve sorunları çözme noktasında adım atmaya çağırıyoruz.

Konya gibi sendikal geleneği olmayan bir kentte oldukça zor koşullarda örgütlendiğimiz Pakpen'de, ülkedeki ekonomik sıkıntılar nedeniyle bir darboğaz yaşanmaktadır.

Çalışanlara ücret ödemelerinde gecikme ve aksamalar görülmektedir. Üyelerimiz işyerine sahip çıkmak için gereken tüm fedakarlıklarda bulunmuştur. Ancak gelinen aşamada, bıçak kemiğe dayanmıştır. Pakpen işvereni, ekonomik darboğazda çalışanların haklarına öncelik vermeli, krizin faturasına işçiye çıkartmamalıdır.

Benzer ekonomik sıkıntılar yeni örgütlendiğimiz ve örgütlenme süreci devam eden Hayat Şırınga'da baş göstermiştir.

Yeni örgütlendiğimiz diğer işyeri Pan-plast'ta ise sendikamıza Bakanlık tarafından yetki verilmiştir. İşveren arabulucu tespitine gelmemiş işyerinde üye  işçi kalmamıştır.

Şubemiz, dün olduğu gibi bugün de, birlik ve dayanışma perspektifini güçlendirmeyi amaçlayan politika ve stratejiler benimseyerek mücadeleyi yükseltecektir.

Bu duygu ve düşüncelerle, Temsilciler Kurulumuzun verimli geçmesini temenni ediyorum.