Petrol-İş Sendikası Başkanlar Kurulu, 18 Şubat 2025 tarihinde İstanbul'da toplanarak ülkemizde emeğe ilişkin güncel gelişmeleri ve örgütsel çalışmalarını değerlendirmiştir.
BAŞKANLAR KURULU, toplantıda yapılan değerlendirmeleri ve bu doğrultuda almış olduğu kararları aşağıdaki şekilde kamuoyuna iletmeyi uygun bulmuştur:
Tarihi boyunca soykırım suçu işlemiş olan İsrail devleti, ateşkes anlaşmasına varılmış olmasına karşın saldırılarına devam etmektedir. Cesaretini ABD ve müttefiklerinden alan İsrail, Suriye’deki iktidar değişiminden ve yaşanan gelişmelerden faydalanmış, işgal ettiği toprakları genişletmiştir. Ortadoğu’da emperyalist paylaşım kavgasında yeni bir perde açılırken, ABD Başkanı Gazze’ye çökme planını hiç çekinmeden açıklayabilmiştir. Suriye, Irak ve Filistin topraklarına yönelik müdahalelerin, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’da enerji kaynaklarını ve yollarını tutma amacı taşıdığı artık alenen ortaya çıkmaktadır. Ortadoğu’da barış ve huzur, emperyalistlerin ülkeleri parçalama niyetleri ve kâr hırsıyla hareket eden tekellerin ekonomik vaatleriyle değil bölgede emekçilerin birlikte kardeşçe yaşama iradesi ile gelecektir.
Bolu Kartalkaya’da bir otelde 21 Ocak günü çıkan yangın sonucu 78 yurttaşımız hayatını kaybetmiştir. Facianın ihmaller, tedbirsizlik ve denetim eksiklikleri nedeniyle adeta göz göre göre gelmiş olması acımızı bir kat daha arttırmıştır. İş cinayetlerinde sık sık karşılaştığımız bu tablo, hangi sektörde olduğu fark etmeksizin işletmelerde gerekli önlemlerin, maliyet gerekçesiyle alınmadığı gerçeğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bugün yetki tartışması yaparak sorumluluğu üzerinden atmaya çalışanlar, görevlerini yerine getirmiş olsalar 4’ü otel çalışanı, 36’sı çocuk 78 yurttaşımız yaşıyor olacaktı. Benzer ihmaller nedeniyle, işkolumuzda Balıkesir’de faaliyet gösteren bir patlayıcı fabrikasında yaşanan patlama sonucu 11 işçi yaşamını yitirmiştir. Bilirkişi raporunda, işletmede daha önce tespit edilmiş olan ve patlamayı destekleyecek eksikliklerin giderilmediği görülmektedir. Deprem, yangın ve iş cinayetlerinde, ihmali, eksiği ve sorumluluğu olanlar hukuk önünde hesap vermelidir. Başkanlar Kurulu olarak bir kez daha vurguluyoruz, İSİG ile ilgili mevzuat piyasacı anlayıştan çıkarılıp geliştirilmeli, eksiksiz uygulanmalı, denetimler nitelikli hale getirilerek arttırılmalıdır. Sendikalaşmanın önündeki engeller kaldırılmalı ve sendikaların işyerlerinde denetim yapabilmesinin yasal güvenceleri sağlanmalıdır.
Enflasyonla mücadele gerekçesiyle gündeme getirilen ekonomik programın asıl amacının ücretlerin baskılanması olduğu açıkça görülmektedir. Önce asgari ücret yılda bir kez belirlenmeye başlanmış ardından da gerçekleşen enflasyonun oldukça altında bir oranda arttırılmıştır. Amaç bellidir, asgari ücretten başlayarak tüm ücretler, sermayenin kârlılığını korumak adına reel olarak düşürülmekte ve halkın alım gücü zayıflatılmaktadır. Memurlara enflasyonun altında zam yapılırken, emekliler sefalet içinde yaşamaya mahkûm edilmektedir. Diğer yandan ücretlilerin vergi yükü ağırlaştırılmakta ve işçiden toplanan vergi işverenlere teşvik olarak dağıtmaktadır. Gelir vergisi dilim alt sınırları 2025 yılında enflasyonun altında arttırılarak işçiden yine daha fazla vergi almanın yolu açılmıştır. 25 yıl önce gelir vergisi ilk dilimi, aylık brüt asgari ücretin 21 katı iken bugün 6 kata kadar gerilemiştir. Vergi dilimleri, o dönemden bu yana sadece yeniden değerleme oranı kadar arttırılmış olsaydı dahi ilk dilim sınırı bugünkü seviyesinin 3 katı kadar olacaktı. Asgari ücretin baskılanması da, gelir vergisinde bile isteye büyütülen adaletsizlik de bir soygundur. İşçinin ekmeğinden ve geleceğinden çalan bu politikalar terk edilmeli, derhal üretimi ve ücretleri destekleyecek uygulamalar gündeme alınmalıdır.
Baskılanan sadece ücretlerimiz değil “kırmızı çizgimiz” olarak ilan ettiğimiz kıdem tazminatımızdır. Tavan uygulaması ile sınırlanan kıdem tazminatı, memur maaş artışına bağlı olarak belirlenen tavanın asgari ücrete yaklaşması sonucu güvence niteliğini yitirmiştir. Darbe koşullarında brüt asgari ücretin 7,5 katı olan kıdem tazminatı tavanı bugün 2 katın dahi altında kalmıştır. Kıdem tazminatı bu yolla yavaş yavaş düşürülmektedir. Bu hakkımızın tasfiye edilmesinin bir başka yolu ise istihdamın esnekleştirilmesi olmaktadır. Şubat ayı başında ilan edilen Ulusal İstihdam Stratejisi’nde işgücünün ucuzlatılması için esnek çalışma biçimlerinin yaygınlaştırılması hedeflenmektedir. Stratejide uzaktan çalışma, kısmi zamanlı çalışma ve çağrı üzerine çalışma gibi esnek çalışma biçimlerinin teşvik edilmesi amaçlanmakta; bu yolla düşük ücretli, kıdem tazminatından ve iş güvencesinden yoksun bir istihdam yapısı oluşturulmak istenmektedir. Görüldüğü üzere kıdem tazminatı, tavanın düşük tutulması ve esnekleşmenin yaygınlaştırılması ile dolaylı yoldan adım adım tasfiye edilmektedir. Bu hesap bozulmalı, konfederasyonlar ve sendikalar ücretlerin baskılanmasına, vergide adaletsizliklere, kıdem tazminatının tasfiyesine ve esnekleşmeye karşı ortak, acil ve kapsamlı bir mücadele yükseltmelidir. Türk-İş bu konuda inisiyatif almalıdır.
Stratejik enerji ve madencilik sektöründe faaliyet gösteren KİT’ler, ekonomik bağımsızlığın ve yerli kaynaklarla kalkınmanın başlıca teminatıdır. Sendikamızın da örgütlü olduğu TPAO, BOTAŞ ve Eti Maden gibi KİT’ler asla zayıflatılmamalı aksine entegre bir yapıya kavuşturulmalıdır. Geçtiğimiz dönemde enerji KİT’lerinin halka arz edilebileceği açıklanırken, Çayırhan Termik Santrali ve bağlı maden sahalarında özelleştirme ihalesine çıkılmıştır. Ülkemizde birçok sanayi kuruluşunda özelleştirme sürecinin, halka arz yöntemiyle başladığı bilinmektedir. Enerji sektöründe özelleştirme yanlışından bir an evvel dönülmelidir. Başkanlar Kurulu olarak Çayırhan’da “Enerji vatandır, vatan satılmaz” şiarıyla verilen mücadeleyi destekliyor, enerji KİT’lerinin kamusal niteliklerinin korunması, “enerjide bağımsızlık” hedefiyle güçlendirilmeleri gerektiğini düşünüyoruz.
Demokratik bir toplumda sendikalar, işçilerin haklarını savunmak, çalışma koşullarını iyileştirmek ve gerektiğinde toplumsal farkındalık yaratmak için vardır. Bu kapsamda Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış sendikal haklar, işçilerin örgütlenme özgürlüğünün temel bir parçasıdır. Ancak son dönemde, sendika yöneticilerinin sadece işçilerin haklarını savunduğu ve eylemlerine öncülük ettiği için çeşitli baskılarla karşı karşıya kaldığını görmekteyiz. İşverenlerin sendikal haklara yönelik müdahaleleri cezasız kalırken, işçilerin ve sendika yöneticilerinin mücadeleleri engellenmeye çalışılmaktadır. Bu durum, hukukun ve demokrasinin temel ilkeleriyle bağdaşmaz. Sendikal haklar, demokratik bir toplumun vazgeçilmez unsurlarındandır ve hiçbir baskı mekanizması bu hakları ortadan kaldıramaz. İşçilerin ve sendikaların özgürce örgütlenebildiği bir çalışma hayatı sağlanmalı, sendikal mücadeleye yönelik her türlü baskıya son verilmelidir.
Yüzbinlerce işçiyi ilgilendiren 2025-2026 dönemi kamu işçi kesimi toplu sözleşmeleri, ülkemizde ücretlerin “enflasyonla mücadele” bahanesiyle baskılandığı bir dönemde yürütülecektir. Merkez Bankası’nın enflasyon hedeflerini sürekli yukarı yönlü revize ettiği koşullarda, ücret zammı müzakerelerinin gerçekleşen değil “hedef enflasyon” rakamları baz alınarak sürdürülmesini kabul etmiyoruz. Kamu işçisinin alım gücü azalmış, ekonomik kayıpları artmıştır. Ayrıca kamu işyerlerinde ücret dengesizlikleri had safhaya çıkmıştır. Çerçeve Protokolü’nün tüm bu sorunlar dikkate alınarak bağıtlanması ve TİS sürecinde işyerlerine özgü sorunların ilgili sendikalarla çözümünün esas olması gerekmektedir.
Sendikamızın Ekim ayındaki Genişletilmiş Başkanlar Kurulu’ndan sonra, altısı yeni örgütlenilen olmak üzere 13 işyeri/işletmemizde başarılı sözleşmelere imza atılmıştır. Halihazırda bir işyerimizde devam eden grevle birlikte kamu dahil 54 işyeri/işletmede toplu iş sözleşmesi prosedürleri devam etmektedir. Ekonomideki sıkıntıların faturasının ücretli kesimlere yüklenmeye çalışıldığı bir dönemde, işyerlerimizde hak ve kazanımlarımızı koruyup genişletmeyi hedefleyen, müzakere ve mücadeleyi birleştiren sendikal politikalarımızı sürdüreceğiz. Gebze Şubemize bağlı Tarkett işyerinde 153 gün süren grevimiz dün (17 Şubat 2025) bağıtlanan sözleşmeyle başarıyla sonuçlanmıştır. Aliağa Şubemize bağlı Temel Conta’da ise 71. gününe ulaşan ve çoğunluğu kadın üyelerimizden oluşan grevimiz tüm kararlılığıyla devam etmektedir. Başkanlar Kurulu olarak örgütlenme mücadelesini yılmadan sürdüren grevdeki üyelerimizi selamlıyor, mücadelelerinde sonuna kadar yanlarında olduğumuzu belirtiyoruz.
Ülkemizin dört bir yanında hakları için örgütlenen, direnen ve mücadele eden işçi kardeşlerimizle dayanışma duygularımızı iletiyoruz. İşten çıkarmalara, sendikasızlaştırmaya, iş cinayetlerine, düşük ücret ve kötü çalışma koşullarına karşı tüm sendikaları sınıf dayanışmasını yükseltmeye, işçileri ise örgütlenmeye çağırıyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
PETROL-İŞ SENDİKASI
BAŞKANLAR KURULU ADINA
GENEL BAŞKAN
SÜLEYMAN AKYÜZ