• industriAll global
  • industriAll europe
  • Retun See
  • Petrol-İş Kadın Dergisi
Belgesel: Petrol-İş Tarihi

Genişletilmiş Başkanlar Kurulu Sonuç Bildirgesi yayımlandı:

Özelleştirmelere ve taşeronlaştırmaya tavizsiz bir şekilde karşı çıkıyoruz

Petrol-İş Sendikası GENİŞLETİLMİŞ BAŞKANLAR KURULU, 5-6 HAZİRAN 2014 tarihinde EDİRNE’de toplanarak yaşanan güncel gelişmeleri ve örgütsel çalışmalarını değerlendirdi.

05.06.2014

GENİŞLETİLMİŞ BAŞKANLAR KURULU, toplantıda yapılan değerlendirmeleri ve bu doğrultuda almış olduğumuz kararları aşağıdaki şekilde kamuoyuna iletmeyi uygun bulmuştur:

Yıllardır uygulanan özelleştirme politikalarının, güvencesizleştirmenin ve taşeronlaşmanın ülkemizi bir emek cehennemine dönüştürdüğü gerçeği Soma faciası ile bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bu politikalar, bir toplumsal yıkım anlamına gelmektedir. 13 Mayıs günü Soma'da Eynez/Karanlıkdere maden ocağında çıkan yangın ülkemiz tarihinin en büyük facialarından birisidir. Soma'da 301 işçi kardeşimizi kaybettiğimiz bu facia bir kaza değil, göz göre göre gelen bir cinayettir. Sermayenin kâr hırsı yüzlerce kardeşimizi aramızdan almış, madenlerde hizmet alımı başta olmak üzere her türlü özelleştirme uygulamasının acı sonuçları gözler önüne serilmiştir.

Soma faciasında hayatını kaybeden işçi kardeşlerimize Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyoruz.  Bu faciada doğrudan ve dolaylı olarak sorumluluğu bulunan herkes yargı önünde hesap vermeli, gereken cezaları almalıdır. Petrol-İş tüm örgütüyle, bu konunun takipçisidir ve facianın yaralarını sarmak için Soma'daki madencilerle maddi ve manevi her türlü dayanışmayı göstermektedir.

Bugüne kadar özelleştirmelere ve taşeronlaştırmaya tavizsiz bir şekilde karşı çıkan Sendikamız, yeni Soma facialarının yaşanmaması için ruhsatı kamuda olan madenlerde hizmet alımı ve rödovans uygulamalarının derhal durdurulması gerektiğinin altını çizmektedir. Bu şekilde özelleştirilen madenler kamulaştırılmalıdır. Ayrıca, ihalesi yapılan Yeniköy, Kemerköy ve Çatalağzı ile önümüzdeki dönemde ihalesi yapılması beklenen Yatağan Termik Santrali ve bağlı maden sahalarının özelleştirme işlemleri iptal edilmelidir.

Madencilik sektöründe kapsamlı kamusal planlama süreci başlatılmalıdır. Madenlerde çalışma koşullarının ve işçilerin özlük haklarının iyileştirilmesine dönük acil önlemler alınmalı yeterli güvenlik tedbirleri alınmayan ocaklar kapatılmalıdır. ILO’nun 176 Sayılı Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi hükümet tarafından bir an önce imzalanmalıdır. Ayrıca, özelleştirme programına ve kamuda taşeronlaştırma uygulamalarına son verilmelidir.

İş cinayetleri ülkemizin en acil toplumsal sorunu haline gelmiştir. Türkiye iş cinayetlerinde dünyada üçüncü ve Avrupa'da birinci sıradadır. Bu açıdan Soma faciası bir ilk değildi ve iş cinayetleri önlenemediği takdirde, son olmayacaktır. Yaşananlar piyasacı bir anlayışla hazırlanan 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası'nın fiilen iflas ettiğini göstermektedir. Bu yasa, sendikalar, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının getirdikleri eleştiriler doğrultusunda yeniden ele alınmalıdır.

Öte yandan, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında etkin bir denetim mekanizması kurulması gerektiği görülmüştür. İşyerlerinin denetimleri için gerekli altyapı oluşturulmalı ve teftiş konusunda personel açığı hızla giderilmelidir. Asıl olarak bir sistem sorunu olduğu görülen iş cinayetlerinin önlenmesinde, denetim mekanizmalarının mümkün olduğunca özerk hale getirilmesi ve bağımsız bir işçi sağlığı ve iş güvenliği enstitüsü kurulması gerekmektedir.

Yıllardır işçinin hak mücadelesini görmezden gelen ana akım medyanın Soma faciası ile ilgili sendikaları adeta günah keçisi ilan eden yayın politikasını kınıyoruz. Bununla birlikte Soma'da yaşananlar, işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda sendikaların sorumluluklarına işaret etmiştir. Sendikalar bu başlıkta hem örgütlü oldukları işyerlerinde hem de toplumsal açıdan inisiyatif almalı, bu başlığı öncelikli mücadele konusu haline getirmelidir. İşçi sağlığı ve iş güvenliği, toplu iş sözleşmesi, eğitim ve örgütlenme stratejisinin merkezine yerleştirilmelidir. Sendikaların bu sorumluluğu yerine getirebilmesi için uzlaşmacı yaklaşımlar reddedilmeli, sınıfa saldırı politikalarına karşı işçinin hakkını savunan ve kazanımlarını genişleten mücadeleci bir sendikal anlayış hakim kılınmalıdır. Bu bağlamda, 15 Mayıs'ta Soma'daki cinayete tepki olarak Türk-İş tarafından alınan 1 günlük iş bırakma kararı oldukça yerinde olmuştur. Petrol-İş, örgütlü olduğu işyerlerinde bu eyleme yaygın ve kitlesel bir katılım göstermiş, birçok işyerimizde iş bırakılmıştır.

Seçimlerin ardından devam eden kutuplaşma ve siyasi gerilim, halkımızın en temel demokratik haklarını kullanmasına karşı baskıcı uygulamalar ve yasaklarda kendini göstermektedir. Bu durum toplumsal barışın sağlanması koşullarından uzaklaşılmasına da yol açmaktadır. Kürt Sorunu'nda “Çözüm Süreci”nin sürüncemede bırakılması çatışma halinin yeniden yükselmesi riskini arttırmaktadır. Türkiye, çatışma sürecine bir kez daha sürüklenemez, siyasi aktörlerin toplumsal barışın kalıcı olarak sağlanması konusunda sorumlulukları olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.

Taşeronlaştırmanın yol açtığı facianın üzerinden çok geçmeden içerisinde taşeron istihdamla ilgili düzenlemelerin olduğu bir Torba Kanun TBMM'ye sunulmuştur. Bu düzenlemeyle, özellikle kamuda hizmet alımı önündeki engeller kaldırılarak taşeronlaştırma yaygınlaştırılmak istenmektedir. Asıl işin tamamında taşeron çalışmasının önü açılırken, muvazaalı sözleşmeler geçerli hale getirilmekte ve taşeron işçisinin muvazaa tespiti halinde geriye doğru haklarını alması konusu belirsizleştirilmektedir. Kamuda hangi işlerde hizmet alımı yapılacağına Bakanlar Kurulu'nun yetkili kılınması gibi hususlar düzenlenmektedir. Bu kapsamlı saldırının durdurulması için sendikaların tasarıya karşı ortak bir tavır geliştirmesi gerekmektedir.

Nitekim, Türk-İş, DİSK ve Hak-İş'in Torba Kanun'daki taşeron istihdamı ile ilgili maddelere ilişkin birlikte hareket etmesi ve taleplerini ortaklaştırması etkili olmuştur. Emeğe dönük diğer saldırı başlıklarında da sergilenmesi gereken bu ortak tavır sayesinde, konfederasyonların da katıldığı bir komisyon kurularak tasarıdaki ilgili maddeler sendikaların görüşleri doğrultusunda yeniden düzenlenmektedir. Mevzuatta taşeron çalışmanın önündeki halihazırdaki kısıtlar kesinlikle korunmalı, alt işverenlik ile ilgili uygulama sorunları giderilmeli ve kamuda hizmet alımlarına son verilmelidir. Sendikal hareket, taşeron çalışmaya ilişkin yasal düzenlemelerin takipçisi olmalı ve taşeronlaşma saldırısını bütünüyle püskürtmek için gerektiği takdirde uzun soluklu ve radikal bir eylemlilik sürecini başlatmak konusunda hiç tereddüt etmemelidir.

Örgütlü olduğumuz kamu işyeri TPAO'da “Bütünsel Dönüşüm Programı” adı altında bir yeniden yapılandırma süreci başlatılmıştır. “Özel şirket” mantığıyla yönetilmek istenen TPAO, bu program kapsamında kurulan yeni servis şirketi ile parçalanarak zayıflatılmaktadır. Taşeronlaşmayı yaygınlaştıracak ve özelleştirmenin önünü açacak bu programa karşı çıkıyoruz. TPAO'nun zayıflatılmasına izin vermeyeceğiz. 1954 yılından bu yana kamu yararı doğrultusunda faaliyet gösteren kamu kuruluşumuz TPAO'nun yeniden entegre bir yapıya kavuşturularak, kamu elinde güçlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Petrol-İş olarak Batman, Adıyaman, Lüleburgaz ve Ankara'da iş bırakma dahil bir dizi eylemle tepki gösterdiğimiz bu programa karşı kararlı duruşumuzdan asla taviz vermeyeceğimizi bir kez daha kamuoyuna duyuruyoruz.

Petrol-İş Sendikası, işçinin hayatını maliyet hesaplarına kurban eden modern kölelik sisteminin değişmesi için öncelikle işçi sınıfının örgütlülüğünün güçlenmesi gerektiğinin farkındadır. Bu doğrultuda ülkenin dört bir yanında işkolumuzda irili ufaklı birçok işyerinde örgütlenme çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Üye sayımız istikrarlı bir şekilde artmakta ve örgütlü gücümüz büyümektedir.

Petrol-İş 64 yıllık tarihinden aldığı güç ve ördüğü mücadeleci çizgisiyle bugünlere gelmiştir. Bu bilinçle başlattığımız, sendikal tarihe de ışık tutacak olan görsel arşiv çalışması tamamlanmıştır. Onbinlerce fotoğrafın tasnif edildiği bu arşiv, yakın zamanda hem örgütümüze hem de emek tarihi araştırmacılarına açılacaktır.

Emeğe dönük yoğunlaşan saldırılara karşı sendikal hareketin ortak bir yanıt üretebilmesi için Petrol-İş, dün olduğu gibi bugün de, birlik ve dayanışma perspektifini güçlendirmeyi amaçlayan politika ve stratejiler izlemeyi sürdürecek, mücadeleyi yükseltecektir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

PETROL-İŞ SENDİKASI

GENİŞLETİLMİŞ BAŞKANLAR KURULU ADINA
MERKEZ YÖNETİM KURULU

 

 

 

Ekte Genel Başkanımız Mustafa Öztaşkın'ın Başkanlar Kurulu Açış Konuşması yer almaktadır.