• industriAll global
  • industriAll europe
  • Retun See
  • Petrol-İş Kadın Dergisi
Belgesel: Petrol-İş Tarihi

Türk-İş 'kıdem tazminatı' tartışmaları konusunda açıklama yaptı

Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu'nun "Kıdem Tazminatı" tartışmaları üzerine düzenlediği basın toplantısında yaptığı konuşmanın metnini yayımlıyoruz.

19.09.2011

Yazılı ve Görsel Medya’nın Değerli Temsilcileri;

Şahsım ve Yönetim Kurulum adına hepinizi saygıyla selamlıyorum. Toplantımıza katıldığınız için teşekkür ediyorum.

Değerli Basın Mensupları,

Bundan yaklaşık 2 ay önce, 15 Temmuz 2011’de bir basın toplantısı düzenlemiştik ve  ağırlıklı konumuz kıdem tazminatı idi. Bugün aynı konuda bir basın toplantısı daha düzenlemek durumunda kaldık. Neden? Çünkü Sayın Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, kıdem tazminatlarımızla ilgili bir açıklama yaptı ve o açıklama yine TÜRK-İŞ’i ayağa kaldırdı.   Bu vesile ile konuya ilişkin görüşlerimizi yinelemek istiyorum.

Kıdem tazminatları konusu 1962 yılından beri işverenlerin ve hükümetlerin gündeminde olmuştur.  “Güvencesiz, ucuz ve maliyetsiz” emek peşinde olan işveren kesimi, kıdem tazminatının işveren için bir yük olduğu iddiası ile yıllardan beri bu konu üzerinde fikir üretmektedir. Hükümetler de fırsat buldukça kollarını sıvamakta, yapmak istedikleri değişiklikleri allayıp pullayıp basınla paylaşarak kamuoyunu bu fikre alıştırmaya çalışmaktadır. Ancak bu konuda gündeme getirilen önerilerin tümü, ne kadar allansa pullansa da her zaman bu hakkı budamaya yönelik olmaktadır.

İşte bu konunun sürekli gündemde tutulması nedeniyle TÜRK-İŞ, 2003 yılında toplanan 19’ncu Genel Kurulunda kıdem tazminatına yönelik herhangi bir saldırı karşısında diğer eylemlerin yanı sıra üretimden gelen gücün kullanılacağı yönünde bir karar almış ve bu kararı daha sonraki genel kurullarında yinelemiştir.
TÜRK-İŞ Yönetimleri yıllardan beri kıdem tazminatı ile ilgili olarak bu karar çerçevesinde hareket etmekte, konu ne zaman gündeme getirilmek istense, karşı fikrini ifade etmektedir.

2008 yılından beri TÜRK-İŞ Genel Başkanı olarak üçlü danışma kurulu toplantılarına katılıyorum. Ne Sayın Ömer Dinçer döneminde, ne de Sayın Faruk Çelik döneminde bu konu tartışmaya açılmıştır. İşverenlerin gündeme getirdiği, sayın bakanlarımızın da sıcak baktığı dönemler olmuştur, ancak itirazlarımız nedeniyle hiç bir zaman tartışma konusu yapılmamıştır. 

Kıdem tazminatı, Sayın Faruk Çelik’in yeniden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olmasının ardından yaptığımız Üçlü Danışma Kurulu toplantılarının da konusu olmamıştır. Daha geçtiğimiz günlerde Sayın Çelik, “Kıdem tazminatı konusu gündemimizde değil” diye açıklamalar yapmıştır.
Hal böyleyken Sayın Kalkınma Bakanı’nın bu konuda çalışma yapmasını, üstüne üstlük bir model açıklamasını yadırgıyoruz.  

Sayın Kalkınma Bakanı, dün gazetelerde yer alan bir başka açıklamasında da Çalışma Bakanlığı’nın kıdem tazminatı konusunda sosyal taraflarla çalışma içinde olduğunu söylemiştir. Buradan açıkça söylüyorum, TÜRK-İŞ’in, ne Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile, ne de başka bir bakanlıkla kıdem tazminatı konusunda hiç bir çalışması yoktur, olmamıştır.   Çalışma Bakanlığı ile ortak gündemimizi çalışma hayatını düzenleyen 2821 ve 2822 sayılı yasa değişiklikleri, taşeron işçiliği ile iş sağlığı ve güvenliği yasa taslağı oluşturmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, kıdem tazminatı, endüstri ilişkileri sisteminin en önemli konularından biridir. İşçinin en büyük güvencesidir. İşçilerin son derece hassas olduğu böylesi bir konuda her Sayın Bakan farklı bir açıklama yaparsa, her farklı açıklamayla bir kez daha toplumsal duyarlılıklar tetiklenirse bu ülkede sosyal barıştan söz edilemeyeceği gibi sosyal diyalog ortamından da söz edilemez.

Ben konuyla ilgili olarak “biraz ciddiyet” diyorum. İşçilerin ekmek paraları üzerinde, ömrü hayatlarında ellerine geçebilecek tek toplu para üzerinde bu kadar akla geldiği gibi, uluorta ve kolay söz edilmemelidir.

Çünkü bu para, işçilerimizin hayallerini süsleyen, yaşadıkları zor çalışma koşullarına dayanabilme gücü veren tek toplu paradır. Ayrıca iddia edildiğinin aksine ülkemiz koşullarında İşsizlik Sigortası Fonu’nun varlığı, kıdem tazminatının yerini alamaz.  Kıdem tazminatı, parasal değerinden öte, sosyal boyutu olan, yalnızca çalışan işçiyi değil, o emek ile geçinen işçi ailesini de ilgilendiren bir müessesedir. Kıdem tazminatı, işçi ailesinin hayalidir.

İşçinin görevi nasıl alın teri dökmekse, işverenin de görevi işçiyi işe ilk aldığı andan itibaren maliyet hesabına kıdem tazminatını da eklemektir. Ancak gelinen noktada işverenler, bu zorunluluğunu göz ardı edip çeşitli ekonomik sıkıntıları bahane ederek kıdem tazminatının “yük” olduğu iddiasını ileri sürmektedir. Konuyu gündeme “istihdamı arttırmak için işgücü piyasasını esnetmek gerektiği” iddiası ile birlikte taşıyan işverenler, kıdem tazminatını, işten çıkarmanın önünde de bir engel olarak görmektedir. Ama kıdem tazminatının kaldırıldığı, ya da çeşitli formüllerle kuşa çevrildiği bir sistemde çalışma barışının ve iş gücü verimliliğinin ne denli zaafa uğrayacağının da farkına varılması gerekiyor. İşçinin hayallerine el konulduğunda,  üretim hacminin bundan büyük zarar göreceğinin anlaşılması gerekiyor. 21’nci yüzyıl Türkiye’sinde işverenlerin ucuz, maliyetsiz ve güvencesiz emek yaklaşımından vaz geçmesi, Hükümetlerin de kölelik düzeni koşullarında çalıştırılan işçilerle kalkınmanın sağlanamayacağını bilmesi gerekiyor.

Ben bir kez daha işçilerimize sesleniyorum. İkide bir gazetelerde çıkan “Kıdem tazminatı kaldırılıyor” haberlerini ciddiye almayın,  gülüp geçin.  Çünkü eğer gerçekten kıdem tazminatı kaldırılıyor olsa, biz çoktan Başkanlar Kurulumuzu toplar, eylem kararlarımızı alır, diğer emek ve meslek örgütleriyle dayanışma içine girer, sizleri meydanlara davet eder, ülke çapında üretimden gelen gücümüzü en etkin şekilde kullanabilmemizin hazırlıklarını yapmış olurduk. Bu konuda bizden duymadığınız hiçbir şeye inanmayın. Niyet olabilir, hazırlıklar olabilir… Hatta fon yaklaşımıyla Hükümet Programına da alınmış olabilir. Hükümet programının onca maddesi dururken “ses çıkarıyor” diye bu maddeye odaklananlar da olabilir… Ama hiç merak etmeyin, 50 yıldır kıdem tazminatlarınız kaldırılmadıysa bundan sonra da kaldırılamayacaktır.    

Değerli Basın mensupları, kıdem tazminatı meselesine karşı tavrımız nasıl açıksa,  daha önce ana başlıklarıyla açıklanan Ulusal İstihdam Stratejisi’nin işçi hak ve kazanımlarını geriye götüren hükümlerine karşı da tavrımız açıktır.  TÜRK-İŞ, ulusal istihdam stratejisinde yer alan asgari ücretin bölgeselleşmesi, esnek çalışma biçimlerinin yaygınlaştırılması, özel istihdam bürolarına işçi kiralama yetkisi verilmesi gibi yaklaşımlara izin vermeyecektir.  Torba Yasa’da yer alan ve esnek çalışma biçimlerinin yaygınlaştırılmasını da içeren kimi maddelerin TÜRK-İŞ’ in girişimleriyle tekriri müzakere ile geri çektirildiği hatırlanmalıdır. Hükümet,  çalışan haklarını gerileten değil, ileriye götürecek konular üzerinde çalışmalıdır.  Kayıtdışı istihdamın önlenmesi, asgari ücretin iyileştirilmesi gibi işçilerin yaşama ve çalışma şartlarını iyileştirecek konular dururken, sürekli işçi haklarını geriletmeye yönelik düzenlemelerin üzerinde durulması, gerçekleştirdiği büyüme oranı ile övünen Türkiye’ye yakışmamaktadır.  

Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum.